İnfografik, İş Hayatı

Çalışırken Gerçekten Verimli miyiz?

“Verimlilik” diyoruz evet ama bu kelimeyi gerçekten de hakkını vererek kullanıyor muyuz? Verimlilik nedir diyecek olursak bunu tek bir cümle ile açıklamanın doğru olacağını düşünmüyorum. İş gücü verimliliğinden mi bahsediyoruz, malzeme ve teçhizatların verimli kullanımından mı yoksa ekonomik anlamdaki verimlilikten mi bahsediyoruz, öncelikle bunu ayırt edebilmeliyiz.

Bir şeyler üretmeliyiz ki bunların tüketimini yapabilelim. Bu adeta acıktıkça yemek yemeye veya yemek yemedikçe acıkmaya benziyor. Ancak bu sürekli üreterek ve tüketerek olmaz, verimli olmak da gerekir. Verimli olmak istiyoruz ve nereden başlamalı bilmiyoruz.

Limitleri belirlemekten başlayabiliriz

Yapabileceğimiz işlerin limitlerini belirlemeliyiz. Mesela genel hatlarıyla bir gün içerisinde neler yapmak gerekiyor bunları listeleyerek başlayalım. Uyan, kahvaltı, iş, öğle yemeği, toplantılar… Kısacası her gün tekrarlanan rutinleri belirleyip onlardan arta kalan zamanı değerlendirmeliyiz. Zamanı verimli kullanmak bizi her konuda verimli kılacaktır.

Anahtar kelimemiz “Zaman” olduğuna göre… Zamanı boşa harcatacak tüm aktivitelerden kaçmalıyız. Örnek olarak; iş yaşamında maillerin hayati önem taşıdığı düşünülür ki çalışanlar işlerini sahiplenip verilen görevleri yerine getirebilsin. Ancak bazı mailler o kadar anlaşılması güç oluyor ki sadece sizin değil, maili anlamak için yardım istediğiniz kişilerin de vaktini çalabiliyor. Başka bir örnek verecek olursak açlık ve uykusuzluk bireysel olarak veriminizi düşürüyor, düşünmenizi etkiliyor olabilir. Her ne kadar çok sevdiğim bir hocam ikisinin de psikolojik olduğunu söylese de; kişinin kendi motivasyonunu yüksek tutabilmesi adına açlığını giderecek aperatiflere, uykusuzluğunu giderecek minik şekerlemelere ihtiyacı olabilir. Ancak bu ihtiyaçlara ayırdığımız zamanı da iyi belirlemeliyiz.

Buradan anlaşılacağı üzere diğer anahtar kelimemiz: “Motivasyon”

Birey kendisini motive edebilmeli ki kendi verimliliğini kendisi artırabilsin. Bu sayede mutlu çalışanlar ortaya çıkacaktır. Daha önceki bir yazımda da bahsettiğim gibi “Mutluluk bulaşıcıdır!” Yanınızdaki kişinin güler yüzü sizi de mutlu kılacaktır. Bu durum sadece bireysel olarak kalmıyor, mutluluk virüsü hemen yayılıveriyor! Sürekli sürekli işten bahsederek de canımızı sıkmayalım tabii ki. Arada hobilere de zaman ayırmak gerek. Hobilere ayırdığımız zaman kendimize ayırdığımız zamandır. Burada topladığımız enerji, mutluluk, kısacası motivasyon bize uzun ve yorucu işlerimizi yaparken ekstra enerji deposu sağlayacaktır, aynı bir kaktüsün kendi içerisinde suyu depoladığı gibi.

Verimlilik hakkında ders kitaplarında gördüğümüz teorik bilgiler Çıktı/Girdi idi öyle değil mi? Bu oranın 1’den büyük olması gerekiyordu. Kendi verimliliğimizi ölçerken öncelikle dürüst davranmalıyız. Bu birinci kuralımız. Ardından bu işi yapabilmek için kendimizden neler ortaya koyduk (ki bu bilgiler bizim girdilerimiz oluyor) bunlar ile karşılığında neler kazandık (bunlar da çıktılarımız oluyor) bunları karşılaştırıyoruz. Sonuç olarak elbette ki bize kattıklarının daha fazla olmasını isteriz ki “Bu iş verimli, oldukça verimli çalışmışız” diyebilelim.

 Son olarak, aşağıdaki infografiği incelemenizi tavsiye ediyorum. Ve sonra kendiniz karar verin.

“Gerçekten verimli çalışıyor musunuz?”

uretken-olmak

 

Sizin Görüşünüz: