Blogger, Dijital Pazarlama

Özgün İçerik Üretmenin Maliyeti Nedir?

ozgun-icerik-internet-yayimciligi

Ölçebildiğimiz ve maliyetini ortaya koyabildiğimiz sürece, bir şeyin gerçek değerini -maddi ve manevi- daha iyi saptayabiliriz. Özgün ve işe yarar içerik üretmenin maliyetinin ne olduğunu düşündünüz mü hiç? Kaliteli içerik üreten blog ve web siteleri bu maliyetin üzerinde gelir elde edebiliyorlar mıdır sizce? Aslında bu yazının ilk adımı sayabileceğim bir yazı yazmıştım. Bu yazıma devam etmeden önce bu yazımı okumanız olaya aynı noktadan bakabilmeniz açısından önemli olacaktır: “Yazanı Belli Olmayan Kimliksiz Yazılar Devri Kapandı

Bu soruların yanında şunu da gündeme getirmeliyim; kaliteli ve özgün içerikler neden diğer siteler tarafından “çalınır” ve bu da yetmezmiş gibi içeriğin gerçek yazarı olunmadığı bilinçli olarak gizlenmeye çalışılır? İçeriğin orijinal sayfasına doğrudan link verilip, başına yazarın adı yazılarak içeriğin paylaşılması varken, seo kaygılarıyla bağlantısız linkler verilmesi, yazar adının yazılmaması veya sadece site adının yazılması gibi cambazlıkların amacı ne olabilir? Geçtiğimiz günlerde Twitter’dan bahsetmiştim; orijinal içeriklerimizi kaynak belirtmeden çalanları “Utanç Tablosu” adlı sayfada açıklasak mı?

İş ahlakı dediğimiz şey maalesef yine paraya yeniliyor. Anlatayım…

İçerik kralsa, kral çıplak mı?

İnternet yayımcılığı, bloglar, web siteleri ve online reklam üzerine biraz düşündüğünüzde hepsinin birbirine bağlı olduğunu görürsünüz. İnternette içerik, olmazsa olmaz ve değeri her geçen gün artan bir hammaddedir. Bu yapı taşı ne kadar benzersiz ve insanların işine yarar bilgiler içerirse, okuyucu açısından değeri o kadar artar. Bunun sonucunda, içeriği oluşturan yazar, emeğinin karşılığını insanlara faydalı olmanın verdiği manevi mutluluk ile yaşarken, işin profesyonel tarafında, reklam planlama yapan ajanslar ve bu ajanslarla bağlantılı çalışan yayıncı network kuruluşları için maddi bir mutluluk fırsatı belirmiş olur. O site artık bir reklam mecrası halini alır. Alır mı?

Medya planlama ajanslarının, çalıştığı markaların reklamlarının yayımlanacağı yayıncıları (web siteleri, bloglar) belirlerken, iyimser olarak web sitelerinde başlıca şu kriterlere baktığını düşünürüz: Hedef kitleye uygun ziyaretçi, kaliteli ve kurumsal markaya zarar vermeyecek seviyeli içerik, özgün yazılarla gelişmiş organik ve hatırı sayılır site trafiği. Elbette ideal dünya böyle değil. Öncelikle yukarıdaki özellikler webdeki sitelerden değil, önce ajansların veya networklerin kendi havuzlarında bulunan yayıncılar içerisinden giderilmeye çalışılır. Sonrasında tek bir kriter bütün diğer kriterleri yok öder. İşte bu, içeriğin kral olmasına vurulan yegane darbedir: Sayfa Görüntüleme Sayısı! Eğer planlanan sayfa gösterim sayısı eldeki sitelerle giderilemeyecek kadar fazlaysa işte o zaman ek yayıncılar aranmaya başlar.

Reyting uğruna ne diziler yazık oldu!

Kaliteli içerik, der dururuz. Eğer sayfa görüntüleme internet reklamcılığı için en büyük kriterse, televizyon karşısında internetin mecra olarak daha etkili olduğunu savunurken ileri sürdüğümüz, kullanıcının doğrudan reklamla birebir ilgili olduğu tezini, internet reklamcılığı sektörü kendi kendine yok ediyor demektir.

Hedef kitlenize uygun olmayan bir reklamın etkisi, telefonda konuşan, televizyona sırtı dönük kişiye gösterilen reklamın etkisinden farksızdır. Sayfa görüntülemenin krallığını sürdürmesi, internet reklamcılığının ve kaliteli içerik üreten sitelerin önündeki en büyük engeldir.

Kaliteli içerik için önce kaliteli insan gerekir. Kaliteli içerikte en büyük maliyet kalemi üreten kişi, yazardır. Bu yazarın sahip olduğu bilgi birikim, araştırma ve içeriği oluşturma sürecinde harcadığı zaman da bir diğer büyük maliyet kalemidir. Şimdi düşünün en büyük maliyet ne dendiğinde cevabınız insan kaynağı ve zaman ise içerik üretmenin değeri paha biçilemezdir!

Özgün içerik kalite unsurudur

Özgün içerikler, diğer siteler tarafından daha çok trafik gelsin diye kopyalanarak çalınır. Çünkü özgün içerik demek, arama motorlarında üstlerde çıkmak ve bunun sonucunda, arama motorlarından gelecek maliyetsiz ziyaretçi, web trafiği, yani artan sayfa görüntüleme sayısı demektir. Bu da sonucunda yayıncının reklam gelirine haksız etki eder. Her ne kadar Google bu konuda özgün olan içeriği daha yukarıda gösterme gibi önlemler alsa da yeterli olduğunu düşünmüyorum.

Özetle, tek başına oturup, bu yazıyı oluşturan ben gibi, özgün yazılar yazan bir blog yazarı için yazıların değeri paha biçilemez niteliktedir. Özgün içerik kalite unsurudur. Reklam ajansları için ise o özgün yazıların takipçisi olan özel ziyaretçi kitlesinin pek değeri olmaz. O halde bir şeye karar vermeye doğru itiliyoruz:

Ya sayfa görüntüleme sayısı getirecek, niteliksiz işler yapacağız ya da butik, niş alanlarda içerik üreten siteler ile ziyaretçilere özel değil, markalara özel içerikler hazırlayacağız.

Özgün içeriğin bu kadar maliyetli olduğu bir ortamda alternatif bir yol olmalı.

Gelir beklentisi olmadan yazmak!

4 Comments

  1. 1

    Son zamanlarda özgün ve kaliteli içerik hakkında okuduğum en iyi (hatta tek) Türkçe kaynak oldu makaleniz.

    Niteliksiz işlerin rating alması saçmalığı hakkında söylediklerinize katılmamak elde değil. 2 yıldır bunun mücadelesini veren bir ‘freelance blogger’ım.

    Üretmeye çalışan dürüst ve özgün yazarlar için yürek burkucu gerçekleri kaleme almanız, en azında bu konuya bir yerlerde değiniliyor olması açısından bile kıymet taşımaktadır.

    Modern hırsızlar eninde sonunda ve öyle ya da böyle kaybedecekler. Ve kaliteli içerik üreten bloglar ve web siteleri Türkiye’de de parlayacak, öne çıkacaklar.

  2. 3

Sizin Görüşünüz: