İnfografik, İş Hayatı, Sosyal Medya

Sosyal Medya Canavarları İçimizde Büyüyor!

Ders çalışırken öğrencilerin ve ofisteki çalışanların en büyük sıkıntılarından biridir; odaklanamamak. Çünkü çoğu zaman mutlaka araya bir şeyler girer, tam “odaklandım artık başlayacağım” dediğiniz anda yeni bir şey çıkar.

Sadece ofis çalışanlarının veya zihinsel işlerle uğraşan kişilerin sorunu da değildir üstelik. Bir ev hanımının bile günlük üstünkörü temizliği saatler sürüyorsa sebebi arada gelen telefonlar, çalan kapılardır…

Evet zaman zaman bu “araya girme” durumu dışarıdan gelen müdahalelerle olur ancak özellikle bilgisayarla çalışan kişilerde ve akıllı telefonların varlığıyla birlikte bu durum çoğu zaman içimizdeki sosyal medya ve haberleşme aşkından kaynaklanır oldu.

Çuvaldızı kendime batırararak örnek vermem gerekirse, bu yazıya başlamayı planladığım andan gerçekten başladığım zamana kadar Facebook’ta 2 video beğenip, 1 Tweet atıp, 3 epostaya cevap verdim. Hiçbiri acil olmayan bu sosyal iletişimsel işler benim aslında önceliğim olması gereken makale yazma işimi yaklaşık 40 dakika öteledi yani.
İşte aşağıdaki infografikte yer alan araştırma sonuçları tam da bunu anlatıyor.

Çalışanların yaptığı iş ortalama olarak her 10,5 dakikada bir kesiliyor. Ve bir kere yapılan iş bölündü mü, tekrar konsantre olabilmek yaklaşık 23 dakika sürüyor. Aslında bu bölünmelerin bir sebebi de aynı anda birden fazla iş yapmaya çalışmak. Daha önce de multitasking konulu infografikte paylaştığım gibi, aynı anda birden fazla iş yapmaya çalıştımız zaman, elimizdeki süreyi çok daha verimsiz kullanmış oluyoruz.

Kurumlarda sosyal medya ağlarının yasaklanması uygulamalarını çok yanlış bulsam da bizlerin kendimizi frenleyebilmemiz ve bu tür iletişim araçlarının cazibesine kapılmadan sorumlulk bilinciyle çalışabiliyor olmamız gerekiyor.

Ortalama bir kullanıcı her ay 405 dakikasını Facebook’ta, 89 dakikasını Twitter’da geçiriyor.

Bir çalışanın günlük mesaisinin %28’i sadece gelen epostaları okumakla geçiyor. 

Rakamlar oldukça çarpıcı ancak içimizdeki sosya medya canavarını durdurmadığımız sürece o canavar her gün biraz daha büyüyecek, bizlerse her gün biraz daha verimsizleşiyor olacağız.

Stockholm Sendromu misali, bizi esir alan bu dünyaya her gün biraz daha kapılıyoruz. Bu esaretten kurtulmaksa her bireyin kendi elinde, kendi kararlılığı ve sorumluluk bilincinde. Bir yere kadar faydalı olan bu dünyayı yeni bilgiler edinip iletişim aracı olarak kullanmanın ötesinde, kısıtlı vaktimizi harcamak için kullanmaya başlamışsak kendimize bir çekidüzen vermemizin zamanı gelmiş demektir…

Sizin Görüşünüz: