Marka

Taylor Swift’ten Öğrenmemiz Gereken Marka Stratejileri!

Mezun oldunuz ve sıra geldi iş bulma sürecine. Bu süreç bazılarımız için normalden daha dramatik geçebiliyor. Bu uzun ve zorlu yolculukta size yardımcı olabilecek herkesi dinlemeye, okumaya çalışıyorsunuz biliyorum ve acınızı paylaşıyorum. İşe alım sürecinin aday tarafından sesleniyorum size. Kendi deneyimlerim, gözlemlerim ve okuduklarımdan yola çıkarak benim de söylemek istediklerim var!

“Personal Branding” dedikleri

Kişisel markanızı yaratın!” günümüzde en sık duyduğumuz öğütlerden biri. Peki, nedir bu kişisel marka dediğimiz? Sizsiniz! Bir birey olarak barındırdığınız her şey; sizi diğerlerinden ayıracak, farkınızı ortaya koyacak olan şey: gerçek kendiniz! Güçlü özellikleriniz, yetenekleriniz, nasıl göründüğünüz, nasıl algılandığınız ve insanlara nasıl hissettirdiğiniz sizin kişisel markanızı oluşturuyor.

Markanızı oluşturduktan sonra süreci yöneterek sürdürülebilirliğini sağlamalısınız. En önemlisi açık ve istikrarlı bir görüntü sunabilmek ve bunu koruyabilmek. Dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de kendiniz olmanız. Evet nasıl algılandığınız önemli ama olmadığınız biri gibi davranmaya çalıştığınızda bunun farkedilmeyeceğini düşünmeyin. O yüzden sizden istenileni değil, kendinizi ortaya koyun. Günümüzde bunu yapmanın en kolay yolu sosyal medya; hesaplarınızı iyi yöneterek kendi ayak izlerinizi oluşturabilirsiniz.

Yetkili Kim? Hisleriniz mi Mantığınız mı?

Kişisel markanızı oluşturdunuz, altyapınız harika, kendinize güveniniz tam ve mülakatın da iyi geçtiğini düşünüyorsunuz ama sizi hala aramadılar mı? İşte bu noktada hisler devreye giriyor (tabi rakibiniz patronun yeğeni değilse).

İnsanlar önce hisseder sonra düşünür.”

Teknoloji hayatlarımızı dönüşüme uğratsa da, iş hayatında karşılaştığımız; birlikte çalıştığımız, iş görüşmesinde karşında oturduğumuz insanların da diğer tüm insanlar gibi duygusal yaratıklar olduğunu unutmayın. Gyro‘nun yaptığı araştırmaya dayanarak söylüyorum bunları. Her 3 katılımcıdan 2’si işle ilgili kararlarını içgülerine dayanarak verdiğini söylemiş. Yani karşısında titrediğimiz insanlar karar alırken, ne hissettiğine daha çok önem veriyor. Bu yüzden kendi hikayenizi insancıl terimlerle anlatmaya özen gösterin; onlara heyecanınızı, kalbinizden geçeni içtenlikle anlatın, dürüst ve samimi olun. İşin büyüsü biraz bu galiba. 😉

Taylor Swift’in Konumuzla Ne Alakası Var?

Taylor Swift’i hiç dinlemedim, iyi bir müzisyen midir bilemem ama iyi bir stratejisi olduğu kesin. Albümlerini Spotify‘dan kaldırttığını duymuşsunuzdur. Son bir haftadır neredeyse her yerde karşıma çıkan bu habere kayıtsız kalamadım ve araştırdım. 24 yaşındaki şarkıcı/besteci Swift, 64 milyon dolarlık geliriyle Forbes dergisinin yılın en çok kazanan kadın şarkıcıları listesinde ikinci olmuş!

Peki, Taylor Swift’in aslında büyük bir risk alarak verdiği kararın sonuçları ne oldu? Son 12 yılın en iyi çıkışını yapan albümünün sahibi oldu! Nielsen SoundScan bilgilendirme sistemi yaptığı açıklamada, 24 yaşındaki Taylor Swift’in “1989” isimli yeni albümünün, ilk haftasında 1 milyon 287 bin kopya sattığını duyurdu.

Taylor Swift’e bu kararı verdirten hayranlarıyla kurduğu iletişime güveniyor olması diyebiliriz sanırım. Sosyal medyayı aktif olarak kullanan şarkıcının, Twitter ve Instagram dışında bir de Tumblr hesabı bulunuyor. Kendinizi doğru ifade etmeyi başarabildiğinizde, risk almanız gerektiğinde ya da işler yolunda gitmediğinde daha önce duygudaşlık kurduğunuz birileri yanınızda duracaktır. Taylor Swift bunun en güncel örneği.

Sosyal medya bugün, kişisel ilişkilerimiz dışında profesyonel hayatımız için de hayati önem taşıyor. Sosyal medya hesabı yüzünden işten çıkarılan ya da tam tersi sosyal medya üzerinden iş bulan pek çok örnekle karşılaşıyoruz. Sosyal medya hesaplarımızı kullanarak doğru bir algı yaratmak, oluşturduğumuz kişisel markanın pazarlama ve yönetim kısmını oluşturuyor. Hızla değişen dünyanın kurallarını koyacak güçte olmak için önce süreci iyi yönetmeyi öğrenmek gerekiyor.

90’larda oyunun kuralını belirleyen Nokia, günün koşullarına ayak uyduramadığı, değişimi reddettiği için bugün yok olmuşken Samsung ve Apple büyüyerek devam ediyor. Siz de kişisel markanız Apple olsun istemez miydiniz? 😉

Sizin Görüşünüz: